Yeni Matematik Öğretim Programının Öğretmen Görüşleri Açısından Değerlendirilmesi Seminer Çalışması

YENİ MATEMATİK ÖĞRETİM PROGRAMININ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Günümüzde bilgi ve teknolojinin sürekli artması ve gelişmesi toplumun her alanında olduğu gibi eğitim alanında da hızlı bir değişimi gerek kılmaktadır. Eğitim programları bilimsel ve teknolojik ilerlemelere bağlı olarak sürekli bir gelişim içinde olmalıdır. Buna paralel olarak öğretim programları da zamana ve koşullara göre değişmelidir.
Yeni ilköğretim programının içinde yer alan matematik öğretim programı, matematiği anlayabilen, günlük hayatında kullanabilen bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Ancak yeni matematik öğretim programının uygulanmasında bazı sorunlar yaşanmaktadır.Örneğin; gereksinim duyulan bilgi ve becerilerin donatılması konusunda yetersiz kalındığı bilinmektedir.
Geleneksel yöntemler, öğrenciye, düşündüren, araştırmaya yönelten etkinlikler sunmadığı ve bilgiyi yeniden yapılandırma fırsatlarını vermediği için ezbere dayalı ve yüzeysel olarak öğrenmeye neden olurlar. Bu ekole göre yetişen öğrenciler, problem çözme ve araştırma becerilerinden yoksun yetiştirildiklerinden gerçek yaşamda yüz yüze geldikleri kimi karmaşık durumlarda bocalarlar ve uygun çözümler üretemezler.
Dünyada matematik eğitiminde ortak düşünce “anlayarak öğrenmektir.” Türkiye’deki matematik öğretim programı, “Her çocuk matematiği öğrenebilir.” ilkesine dayanmaktadır. Çocuğun matematiği anlayarak öğrenebilmesi için öncelikle çocuğa matematiksel kavramaların ve işlemlerin öğretilmesi sonra da bunlar arasındaki ilişkilerin öğretilmesi gereklidir. Matematik öğretim programında sadece matematikselkavram ve işlem bilgilerinin geliştirilmesi değil, aynı zamanda problem çözme, iletişim kurma, akıl yürütme ve ilişkilendirme gibi becerilerinde kazandırılmasının önemi de büyüktür.
Bakanlığımızca yeni matematik öğretim programının kavratılması için açılan hizmet içi eğitime katılan öğretmenlerin geneli bu süreçte programla ilgili yeterli bilgiyi alamadıklarını ancak sınıf içi uygulama aşamasında pek çok şeyi öğrenebildiklerini ifade etmişlerdir. Bununla beraber hizmet içi eğitime alınan öğretmenlerin bir kısmı da bu programın temel felsefesinin öğrenci merkezli bir eğitim olduğunu, öğrenciyi araştırmaya, düşünmeye yönlendirdiğini ifade etmişlerdir. Kitap ve araç gerecin olmaması nedeniyle kendi imkânlarıyla, okulun imkânlarını kullanarakçeşitli kaynaklardan faydalanarak bir şeyler yapmaya çalışılarakprogram daha iyi olmuştur.
Programın hafiflemesi nedeniyle, kazanımlar açık ve net olarak anlaşılmıştır. Ancak kazanımların anlaşılır olmasına karşın başarısı iyi olan öğrencilere kazanımlar çok basit gelmiş ve bu öğrenciler dersten sıkılmıştır.
Matematik dersi öğretim programında konuların dağılımı arasında bütünlük kopukluğu nedeniylezaman zaman eski programa dönüş yaptık. Bizce içerikler artırılmalıdır.
Örüntü, simetri, süslemeler ve veri konuları gibi gereksiz konular çıkarılmalı ya da süresi azaltılmalıdır. Ayrıca daha büyük sayılarla işlemler yapılmalıdır.Öğrencilere bir önceki yılda verilen bilgilerin aynısının verilmesi nedeni ile başarılı öğrencilerimiz dersten soğumaktadır. Bu öğrenciler sınıf içinde pasif duruma düştüğünden ve de matematik derslerinden sıkıldıklarından bunlarda davranış bozuklukları da ortaya çıkmaktadır.Konuların dağılımı arasında bütünlük olmadığı için bazı konularda eski programla kıyaslamalar yaparak geriye dönüyoruz. Zaman zaman matematik konularında bazı eklemeler yapıyoruz. Konuların çok hafif olması nedeniyle öğrencilerin kapasitesini değerlendiremiyoruz.
Sınıfların kalabalık olması süreci olumsuz etkiliyor.Bu program formatı az kişili bir sınıfı gerektiriyor.Özellikle etkinlikler sınıfta kalabalık yüzünden gürültüye neden oluyor.

Sonuç ve Tartışmalar
Genel olarak öğretmenler yeni matematik programına ilişkin olumlu bir yaklaşım içindedirler. Ancak öğretmenlere matematik programın tanıtılması amacıyla verilen hizmet içi eğitim seminerleri ve felsefesi yeterli olmamıştır. Özellikle ilkokul düzeyindeki sınıftaki öğrenci sayısının azlığı ile öğretmen-öğrenci başarısı arasında bir olumlu bir ilişki bulunduğuna ilişkin araştırma sonuçlarının sayısı oldukça fazladır. Öte yandan öğretme-öğrenme sürecine bağlı olarak etkinlik hazırlamada öğretmenler zorlanmışlardır. Öğretmenler sürekli öğretmen arkadaşlarıyla iletişim kurarak kendi çabalarıyla etkinlikleri düzenlemeye çalışmaktadırlar.
Öğretmenlerin yeni programı benimsemeleri ve tam olarak uygulayabilmeleri, öğrencileri süreç içerisinde etkili bir şekilde değerlendirebilmeleri için zaman zaman kurs veya seminerler düzenlenmelidir. Bununla beraber yeni programın ön gördüğü şekilde derslerin işlenebilmesi için sınıflardaki öğrencilerin sayıları azaltılmalıdır.
Bu amaçla, matematik öğretim programının hazırlanması sürecinde, ulusal ve uluslar arası alanlarda yapılan araştırmalar, gelişmiş ülkelerin matematik programları ve ülkemizdeki matematik eğitimi deneyimleri temel alınmalıdır.

Birol Vehbi DEMİRELLİ
İsmail HAZAR İ.O Seyhan-ADANA

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir